1 - Cision PR Newswire, Mart 2021
2 - Shopify, Aralık 2021
3 - McKinsey, AI Multiple, Ocak 2023
4 - Wakefield Araştırması, Tedarik Zinciri Dalışı, Nisan 2023
5 - Akış
6 - OptimoRoute
Müşterilerinizin işletmenizle yaşadığı deneyimin büyük bir kısmı lojistik süreçlerinizden etkilenir. Doğru ürünlerin doğru zamanda doğru müşterilere ulaşmasını sağlamak için lojistik stratejinizi nasıl optimize edebileceğinizi; bunu yaparken maliyetlerinizi nasıl kontrol altında tutabileceğinizi birlikte inceleyelim.
Lojistik, işletmelerin mallarını depolamasını ve müşterilerine ulaştırmasını sağlayan planlama ve operasyon çerçevesini ifade eder. Tedarik, envanter yönetimi, dağıtım, depolama, taşıma, paketleme ve risk yönetimi gibi süreçleri kapsar.
Özellikle e-ticaret alanında faaliyet gösteren KOBİ’ler için lojistik; maliyetleri düşürmek, rekabetçi kalmak ve ürünleri müşterilere zamanında ulaştırmak açısından kritik bir fonksiyon olarak ele alınmalıdır.
Bu temel işlevlerin ötesinde, modern lojistik giderek “stratejik dayanıklılık” kavramıyla tanımlanıyor. Bu yaklaşım, işletmelerin küresel aksaklıklar karşısında hızlıca yön değiştirebilmesini sağlar; örneğin taşıma yöntemlerini çeşitlendirmek veya envanteri esnek şekilde yeniden konumlandırmak gibi. Bu sayede uluslararası dalgalanmaların yerel teslimat sorunlarına dönüşmesi engellenir ve markanın güvenilirliği korunur.
Lojistik, çoğu zaman tedarik zinciri ile karıştırılır. Oysa bu iki kavram farklı kapsamları ifade eder.
Tedarik zinciri = büyük resim
Hammaddelerin temin edilmesi, bu hammaddelerin üretim süreçlerinden geçerek nihai ürüne dönüşmesi ve ürünlerin dağıtılması dahil olmak üzere tüm süreci kapsar. Bu zincirin önemli bir kısmı işletmenin doğrudan kontrolü dışında gerçekleşir.
Lojistik = kontrol alanınız
İşletmenin doğrudan yönettiği süreçleri kapsar. Paketleme, taşıma, envanter yönetimi ve depolama bu kapsamda yer alır.
Türkiye’de faaliyet gösteren veya Türkiye üzerinden operasyon yürüten işletmeler için lojistik ayrı bir stratejik boyut kazanır. Avrupa, Asya ve Orta Doğu’nun kesişiminde yer alan Türkiye, doğal bir lojistik köprü işlevi görür.
Yakın konum avantajı (Nearshoring)
Avrupa merkezli birçok şirket üretim için Türkiye’yi tercih etmektedir. Bu yakınlık, taşıma sürelerini kısaltır ve “tam zamanında üretim” (JIT) gibi stratejilerin uygulanmasını mümkün kılar.
Orta Koridor
Türkiye, Orta Koridor ticaret rotasının önemli bir parçasıdır. Demiryolu ve karayolu üzerinden Doğu-Batı ticaretinde hızlı ve alternatif bir bağlantı sunar.
E-ihracat avantajı
Mikro ihracat (ETGB) gibi sistemler sayesinde KOBİ’ler, küçük ölçekli gönderilerde karmaşık süreçlere takılmadan küresel pazarlara erişebilir.
Sektör araştırması, ABD ve Avrupa şirketlerinin %60'ından fazlasının lojistik aksaklıklar nedeniyle 2020 yılında %20’ye kadar gelir kaybettiğini1 ortaya koydu. Elbette, Covid’in etkileri bu yılı eşi benzeri görülmemiş hale getirdi; ancak bu durum, optimize edilmiş bir lojistik stratejisinin işletmenin kârlılığı açısından ne kadar kritik olduğunu açıkça gösteriyor, özellikle KOBİ’ler ve kâr marjı düşük olan girişimler için.
Ayrıca, lojistik operasyonlarınızın verimliliği, müşterilerinizin markanızla yaşadığı deneyimle doğrudan bağlantılıdır. Örneğin envanter yönetimini ele alalım: Stokta yok mesajıyla karşılaşan çevrimiçi tüketicilerin %37’sinin başka bir markaya yöneldiğini biliyor muydunuz?2 Bunun yanında ürünlerin taşınması, paketlenmesi ve teslimatı gibi lojistiğin tüm aşamaları, doğru yönetilmediğinde müşteri deneyimini olumsuz etkiler. Bu nedenle lojistiğinizi stratejik bir öncelik olarak ele almanın tam zamanı.
Lojistik yönetimi, malzemelerin, parçaların ve nihai ürünlerin kaynak noktasından tüketim noktasına kadar olan tedarik, hareket ve depolama süreçlerinin stratejik olarak yönetilmesidir.
Bu sürecin hedefi genellikle “7 Doğru” ile ifade edilir:
Öncelikle, hedeflerinize ulaşmak için en iyi yolları bulmanız gerekir. Bunlar şunlar olabilir:
… ya da muhtemelen hepsinin birleşimi! Kâr marjları zaten çok küçük olan KOBİ ve girişimler için maliyetleri azaltmak genellikle önceliklidir.
Yapay zekânın (AI) lojistiğinizi optimize etmede önemli bir rol oynayacağı şaşırtıcı değil. McKinsey tarafından yapılan bir araştırmaya göre, yapay zekâ kullanımı işletmelerin lojistik maliyetlerini %15 oranında azaltırken, envanter seviyelerini %35 ve hizmet seviyelerini %65 oranında iyileştirmeye yardımcı oluyor. Şimdi otomasyonun temel lojistik süreçlerinize nasıl uygulanabileceğine birlikte bakalım.
Wakefield Research tarafından yapılan bir ankette, perakendecilerin %73’ü envanter talep tahmininde zorlandıklarını, %65’i ise tedarik zinciri boyunca envanteri takip etmekte zorlandıklarını belirtti.4
Envanter yönetiminin otomatikleştirilmesi, teslimat süresi ve fulfillment KPI’larınızı karşılamak için kritik öneme sahiptir. Envanter yönetim yazılımı entegre ederek şunları yapabilirsiniz:
Sunduğunuz tüm ürünler, depo veya dağıtım merkezinde tutarlı şekilde saklanmalı, paketlenmeli ve taşınmalıdır; böylece müşterilere doğru durumda teslim edilir. İşte bazı temel ipuçları:
Malların taşınması, lojistik maliyetlerin en önemli kalemlerinden biridir; bu nedenle küçük optimizasyonlar bile ciddi tasarruf sağlayabilir. Ortalama teslimat süresi ve zamanında teslimat oranı gibi metrikleri analiz etmek, zayıf noktaları belirlemenize yardımcı olur.
Kendi araç filosunu kullanan işletmeler için akıllı rota optimizasyon yazılımları kritik rol oynar. Streamline5 ve OptimoRoute6 gibi çözümler; teslimat noktaları, toplam rota süresi, gerçek zamanlı trafik ve araç kapasitesine göre en verimli güzergâhları planlamaya yardımcı olur. Bu sayede mallar her zaman en verimli şekilde A noktasından B noktasına ulaşır ve hem zaman hem maliyet tasarrufu sağlanır.
Ürünlerin gereğinden fazla ambalajla gönderilmesi yalnızca sürdürülebilirlik hedeflerini olumsuz etkilemekle kalmaz, aynı zamanda maliyetleri de artırır. İyi optimize edilmiş ambalajlar depolama ve taşıma sırasında daha az yer kaplar; bu nedenle “az ama öz” yaklaşımı önemlidir.
Burada en kritik metrik sipariş doğruluk oranıdır. Başarısız teslimatlar hem maliyet yaratır hem de karbon emisyonlarını artırır ve müşteri memnuniyetini düşürür.
Çözüm, müşterilere ödeme aşamasında esnek teslimat seçenekleri sunmaktır. Örneğin:
Bu seçenekler ilk teslimatta başarı oranını artırır.
Birçok büyük işletme lojistiği kendi içinde yönetirken (araç filosu ve depo operasyonları gibi), küçük işletmeler genellikle bu süreçleri dış kaynak olarak kullanır.
Lojistik modelleri ölçek açısından farklılık gösterir; 1PL (birinci taraf lojistik) modelinden başlayarak, müşterisine kendi araçlarıyla teslimat yapan küçük işletmelerden 5PL’ye kadar uzanır. 5PL, özellikle e-ticaret hacminin artmasıyla birlikte ortaya çıkan daha entegre bir lojistik modelidir.
Lojistik lideri DHL, KOBİ’ler ve e-ticaret işletmeleri için toplama, paketleme ve teslimat dahil uçtan uca çözümler sunar. Ayrıca bölgesel dağıtım ağları sayesinde aynı gün ve ertesi gün teslimat gibi hizmetleri rekabetçi maliyetlerle mümkün kılar.
Her PL modelinin detaylarını incelemek ve işletmeniz için en uygun yapıyı seçmek için özel rehberimize göz atabilirsiniz.
Lojistik düğümler, ürünlerin alındığı, depolandığı veya gönderildiği tüm noktalardır. Depolar, dağıtım merkezleri, ulaşım merkezleri ve perakende noktaları bu kapsama girer.
Ayrıca çevrimiçi sipariş sistemleri, yazılım platformları ve veri merkezleri gibi dijital noktalar da lojistik düğüm olarak kabul edilir. Bu yapı, tedarik zinciri boyunca mal ve hizmet akışının verimli şekilde yönetilmesini sağlar.
Günümüzde işletmeler daha çevik ve esnek tedarik zincirleri talep ediyor. Daha kısa teslim süreleri ve dijitalleşmenin artmasıyla birlikte 5G gibi teknolojiler lojistik süreçleri hızla dönüştürüyor.
DHL’nin uzmanlarından biriyle konuşarak işletmenizin lojistik süreçlerini nasıl optimize edebileceğini keşfedin. Yolculuğunuza buradan başlayın.
1 - Cision PR Newswire, Mart 2021
2 - Shopify, Aralık 2021
3 - McKinsey, AI Multiple, Ocak 2023
4 - Wakefield Araştırması, Tedarik Zinciri Dalışı, Nisan 2023
5 - Akış
6 - OptimoRoute